Kısa cevap: Bulut depolamayı güvenli kullanmak üç şeye bakar: hesabın kendisini korumak (güçlü şifre + iki adımlı doğrulama), hassas dosyaları buluta yüklemeden önce şifrelemek ve buluta "tek kopya" olarak güvenmemek. Google Drive, OneDrive veya Dropbox kullanıyor olmanız fark etmez; bu üç adımı yaptığınızda hesabınız ele geçse bile dosyalarınızın büyük kısmı okunamaz durumda kalır, kaza sonucu silinen bir dosya da geri gelir.
Kısmen. Üç servis de dosyalarınızı sunucuda ve aktarım sırasında şifreler. Ama şifreleme anahtarı sizde değil, sağlayıcıda. Bu şu anlama geliyor: dosyaya erişmek için hesabınıza girmek yeterli. Yani hesabınızın şifresi pratikte dosyalarınızın şifresidir.
Buradan çıkan sonuç net: bulut güvenliğinizin en zayıf halkası genellikle bulut değil, e-posta hesabınız. Google Drive'ın kapısı Gmail hesabınız, OneDrive'ın kapısı Microsoft hesabınız. E-posta hesaplarını korumak için attığınız adımlar aynı zamanda bulut dosyalarınızı da korur; bu ikisini ayrı düşünmemek gerekiyor.
Her şeyi şifrelemek gerekmez, çünkü şifreli klasörlerde arama ve önizleme çalışmaz. Şu ölçütü kullanın: bu dosya yabancı birinin eline geçse maddi veya kişisel zarar verir mi? Cevap "evet" ise şifrelenmeli.
Tatil fotoğraflarınız veya indirdiğiniz kurulum dosyaları için bu zahmete girmeye değmez.
En basit yöntem şifreli arşiv: hassas dosyaları bir klasöre koyup 7-Zip gibi bir programla AES-256 şifreli arşiv oluşturmak ve o arşivi buluta yüklemek. "Dosya adlarını şifrele" seçeneğini işaretlemeyi unutmayın, yoksa arşivin içindeki isimler görünür kalır.
Daha sık eriştiğiniz belgeler için şifreli kap (container) mantığı daha kullanışlıdır: VeraCrypt gibi bir araçla sabit boyutlu bir dosya oluşturur, onu sanal disk olarak açıp içine yazar, kapatıp buluta senkronize edersiniz. Dezavantajı: her küçük değişiklikte koca dosya baştan yüklenir. Bu yüzden kap boyutunu ihtiyacınızın biraz üstünde tutun, 50 GB'lık kap yapmayın.
Şifre yöneticisi kullanıyorsanız o zaten kendi kasasını şifreliyor; onun veritabanını ayrıca arşivlemenize gerek yok.
Haklı bir korku, çünkü gerçek uçtan uca şifrelemede kurtarma yoktur. Çözüm: şifreleme parolasını bir şifre yöneticisinde saklamak ve o yöneticinin ana parolasını fiziksel olarak yazıp güvenli bir yerde tutmak. Tek bir uzun cümle (parola cümlesi) seçmek, karmaşık ama kısa bir şifreden hem daha güçlü hem daha akılda kalıcıdır.
Hayır, senkronizasyon yedek değildir. Bilgisayarınızdaki dosyayı yanlışlıkla sildiğinizde veya bir fidye yazılımı şifrelediğinde, bu değişiklik saniyeler içinde buluta da yansır. "Bulutta duruyor" duygusu bu yüzden yanıltıcı.
Bilinen 3-2-1 yaklaşımını uygulayın: 3 kopya, 2 farklı ortam, 1 tanesi fiziksel olarak ayrı yerde. Pratik hali şöyle olabilir:
| Kopya | Nerede | Ne sıklıkla |
|---|---|---|
| Çalışma kopyası | Bilgisayarın diski | Sürekli |
| Senkron kopya | Drive / OneDrive / Dropbox | Otomatik |
| Soğuk yedek | Harici disk (bağlı değil) | Ayda bir |
Harici diski yedek aldıktan sonra çıkarmak önemli; sürekli takılı duran disk, fidye yazılımı açısından iç diskten farksızdır. Windows'ta dosya yönetimi alışkanlıklarınızı düzenlemek, hangi klasörün yedeğe gireceğini seçmeyi de kolaylaştırır.
Üç servisin de dosya sürüm geçmişi ve çöp kutusu vardır. Yanlışlıkla üzerine kaydettiğiniz bir Word dosyasını veya silinen klasörü geri getirmek için ilk bakacağınız yer burasıdır. Ancak bu kayıtlar sınırlı süre tutulur ve hesabınıza erişen biri onları da temizleyebilir. Yani sürüm geçmişi kaza kurtarıcıdır, saldırı kurtarıcı değil.
"Bağlantıya sahip herkes" seçeneğiyle link oluşturup sonra unutmak. O link bir sohbet geçmişinde,